SON YAYINLANLAR

TOP 5: EMMY Ödülleri Makyaj ve Kıyafet İnceleme


Selamlar !
Moda yazısı yazmayalı baya bir zaman geçti üzerinden farkındayım. Aynı şekilde EMMY içinde geçerli...
Zaten herkes bloglarında yada sosyal medyada bolca yorum yapıp kendi görüşlerini belirttiği için, ben de uzun uzun inceleme yapmak yerine EMMY ödül töreninde sevdiğim 5 makyaj ve kıyafetleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Şimdiden iyi okumalar !







Sevgiler....

Allık Çeşitleri ve Önerileri

 
Çoğumuz 3 yaşından başladı makyaj malzemelerini tanımaya... Orasını burasını kurcalayıp, yüzümüze boca etmeye...

Ama gel gelelim ki, her ne kadar içli dışlı olsak bile bir çoğumuz hala allık kullanımını ve çeşitlerini bilmemekte. Buna bağlı olarak yaptığı makyajı da adeta katliam yaparak bozmakta. Her ne kadar evimiz de çeşit çeşit, renk renk allıklarımız olsa da en güzel sonuç 'doğru' uygulandığı zaman güzel olmakta. Allık uygulama tekniği ile ilgili bir yazım daha sonra gelecek fakat şimdi sizlere biraz allık çeşitlerini daha sonra yazıyı takiben allık önerilerimi paylaşmayı planlıyorum.

ALLIK ÇEŞİTLERİ

Allık çeşitleri mi desem allık türleri mi desem bilemediğim fakat form olarak 3'e ayırdığımız allıklar:
-Toz allık
-Jel allık
-Krem allık 
olarak günümüz de birçok drugstore da satılmakta. 

Peki hangisini tercih etmeliyiz ? diye sorduğunuzu duyar gibiyim. O zaman açıklamalarımla sizi baş başa bırakıyorum.

TOZ ALLIKLAR

-Genel olarak adı üstünde'toz' form da olup, sıkıştırma sonucu ile bir araya getirilip değişik gramajlarda satışları yapılmaktadır. Markadan markaya pigmentasyonu değişmektedir. Buna bağlı olarak kalıcılığı da değişmektedir. Kullanışı gayet kolay olmakla birlikte, genellikle bu ürünler kışın tercih edilmektedir. Sürdüğünüz miktarın belli bir kısmı, genellikle tabiri caizse uçmaktadır. Aynı zaman da bu ürünün dezavantajlarından biri ise fırçasız kullanımının olmamasıdır. 

KREM ALLIKLAR

-Bu allık türü kremsi yapıya sahip olup, pigmentasyonu toz allığa göre daha yüksek olmaktadır. Kalıcılığı ise tenden tene göre değişmekte iken, toz allıklarla karşılaştırıldığında daha uzun süre kalmaktadır. Toz allığa göre avantajlarından biri elle yada süngerle kullanılabilir olmasıdır. Yaz-kış rahatlıkla kullanılabilmektedir. Dezavantajlarından biri ise dağıtması toz allığa göre daha zordur. 

JEL ALLIKLAR

-Likit formda olan bu allıklar, krem allıklara göre daha sıvı/akışkan formda olup genellikle karşımıza tüpte çıkmaktadır. Daha parlak bitişli sonuçlar elde etmek için kullanılır. Kalıcılığı ise kremsi allıklarla hemen hemen aynı olmakla birlikte, kremsi allıklarla karşılaştırıldığında çok daha kolay dağıtılmaktadır. Çıplak cilde uygulandığında ise oldukça doğal başarılı bir görünüm vermektedir.

Piyasa da birçok markanın allıklarını duyuyoruz her gün. Peki bunlardan bizim için hem uygun fiyatlı hemde kaliteli olanı hangisi ?
-Aşağıdakiler benim size olan önerilerim. Fakat, buraya tıkladıklarınız ise benim favorilerim :)

Catrice Markasının Allıkları

Rimmel London Allıkları

The Balm Allıkları


Wet n Wild Allıkları
İndirim de yakaladığınız da tadından yenmeyen allıklara bakmanızı öneririm. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...
Sevgiler...







Okuduğum Kitaplar


Günaydınlar !

Bir post önce size bir aylık tatilimde neredeyse 20' ye yakın kitap okuduğumu söylemiştim. Ciddi anlamda kitap okuma aşkınız varsa birde kendinize hedef koyduysanız, kimse sizin önünüze geçemez. Benimde hedefim tabi kide, bu sene sonuna kadar Dünya Klasiklerini bitirmek. Biliyorum zor, yüzlerce kitap var hepsi olmasa da 100'ü geçkin klasiği okumayı çok isterim.

Bende ilkokuldayken okuyup ama unuttuğum, başlayıp bitirmediğim, atladığım tüm kitapları liste yaptım. Başladım okumaya..

Her ne kadar ülkemiz de klasikleri okuyorum dediğinizde 'ilkokul kitapları onlar' denilip, hor görülse de, bence insan her döneminde bu klasikleri okumalı. İnanın yaşınız attıkça, kitaba olaya yaklaşımınız çok daha farklı oluyor. Neyse lafı uzatmadan kitap isimlerini veriyorum. Daha sonra öneri olarak sizlere detaylı açıklamalarla yazılarımı paylaşacağım :)

-Karışık sıra ile atılmıştır. Bir kitap hariç geri kalanı Dünya Klasiğinde gösterilmektedir.-


















Bol okumalı bilinçlenmeli günlere...
Sevgiler..















Günün Ojesi #7 / Tırnaklarda Neon Esintisi





Günaydınnn!!!

Bugün bir  #tbt yapıp geçen sene yazın yaptığım nail artımı paylaşayım dedim. O zamanlar tırnaklarım uzun ve bakımlıydı. Şimdi ise eskisine göre daha kısa olduğu için yapmaya ara verdim. Kısa zamanda yenileri gelecek ama :) 
Asıl konumuza gelirsek neondan vazgeçemediğim için tırnaklarıma taşıdım nasıl olmuş ?
Orjinali aşağıdadır. 


Sevgiler..


DİZİ ÖNERİSİ #1 / Penny Dreadful (bir dizi daha elveda dedi)


Şu son 10 yılda hangimiz yabancı dizi sever olmadık ki! Heyecanla internetten takip ettiğimiz, izleyip doyamadığımız, hangimiz önce izlediysek dayanamayıp birbirimize spoiler verdiğimiz, birbirimizle tartışıp dedikodu yaptığımız…
Bende o grubun sadece küçük üyelerinden biri olarak, bunca zamandır izlediğim dizilerden naçizane bilgimle bugün sizlere bir öneride bulunmak –az biraz detaysız tanıtımını da yapmak – istediğim “Penny Dreadful” dizisi ile başlamak istiyorum.
Ben bu dizi ile 2014 yılının Haziran ayının ortasında şans eseri tanıştım. 8 bölüm olması ve bölüm sonu yorumlarını okuyup –Evet, izlemeden bölüm sonu yorumları okuyorum J- diziye şans vermeliyim demiştim. Konu 1800’lü yılların Londra’sında Kraliçe Victoria döneminde geçmesi ve mistik aynı zamanda bohem hava taşıması ile beni kendine adeta mıknatıs gibi çekmişti. Birde başrolde Eva Green gibi bir başyapıtı oynatmaları ile ayrıca sevgimi kazandılar diyebilirim.

Bunlar beni kendime çekedursun, asıl dizideki karakterlerin hepsinin ayrı bir hikayesi olması ve bu hikayeleri ise tek bir noktada birleştirilmesi diziye ayrı boyut ayrı bir hava kazandırıyor. Karakter dedim dedim kimlerden mi bahsediyorum ? –Ben diyim Victor Frankestein, siz diyin Dorian Gray, o desin Dracula !







Bunların her birinin ayrı başyapıt olması ve mükemmel bir kurgu- bütünlük içinde gitmesi ile adeta birinci sezonunu tam 3-4 kez baştan izledim. Bazı sevdiğim bölümleri açtım ve baştan tekrar tekrar izledim. Kostümler, müzikler, yer yer okunan şiirler, şairane sözler sanki sizi o dönemde bir tiyatroya götürüyormuş hissiyatı veriyor. Bu kadar kaliteli bir dizinin –her biri 8 bölüm- 3 sezon oynaması ve son bulması cidden bizleri çok üzdü. Özellikle diziyi bitireceklerini söylemeyip, art arda 2 bölüm yayınlayıp; ardından “END” yazısını koymaları ise birçoğumuzun böğrüne taş oturur gibi oturdu kaldı. John Logan şu anlık diziyi bitirdiğini ama çok küçük bir ihtimal dahilinde devamı gelebileceğini söylemiş (Okuduğum bir kaynağa göre). Zaten diziyi dikkat ile takip edenler, son bölümle dizinin nereden nasıl canlanacağını tahmin edebilir. Şahsen dizinin devam etmesini canı gönülden isterim ama tam tadında bıraktıkları için, ikinci kez bitirdiklerinde aynı tadı verir mi bilemiyorum. Bir de diğer bir isteğim ki yapımcılarında isteği, Game of Thrones ile aynı gün ve saate koymamaları. Millet GOT izleyecek diye cağnım diziyi izlemiyor. Sonra düşük reyting den dolayı diziyi bitiriyorlar. :(


Uzun lafın kısası, bir diziye başlamak isteyenler ama hangisi olduğuna karar veremeyenlere ilaç gibi gelecektir. İyi seyirler…



Geri Döndüm!



Selamlar, hepinize kucak dolusu günaydın..

Bugün uzun bir aradan sonra, yarım bıraktığım bir ara kapatmayı dahi düşündüğüm bu bloğuma geri dönüyorum. Bunu da sizlerle paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. 

Bloğumu yarım bıraktığımdan bu yana çok şey yaşadım. O kadar yoğun oldum ki, bazı zamanlar kendime vakit ayıramadım...
Aynı zamanda ülke olarak stresli ve yorucu bir dönemde olmamız da bunun cabası oldu...

Peki neler yaptı bu dönemde ?

-Stresin büyük bir felaket olduğunu öğrendim. İlk başta midemde rahatsızlık çıktı. Yetmezmiş gibi bir de üstüne 'Gül Hastalığı' adı verilen; sinir sisteminin çökmesi sonucu ortaya çıkan, bulaşıcı olmayan deri hastalığı çıktı. Ben ki o kadar gülen, etrafa mutluluk saçan biri..

-Bol kitap okudum. Bir ayda 20'ye yakın kitap okudum. 'Okunmaz abartıyorsun' demeyin. İnsan hedef koyunca yapıyormuş. Daha sonra kitaplarla ilgili yazım gelecek...

-Çok gezdim. Farklı yerler görmeye, aynı zaman da tatil yapmaya çalıştım...

-İşte çalıştım. Hemde hiç bir ilgim olmayan, tecrübem olmayan bir işte. O kadar emek verdim ki, bu aralar güzel geri dönüşler alıyorum..

-Bilerek ve isteyerek bütünleme sınavına girip, ders bıraktım. Üniversite de bazı şeyleri yaşamak gerektiğine inanlardanım. Bütünlemeler ise bu sene kaldırılacaktı. Bizim için sondu. Bunu fırsat bilip seçmeli bir dersimi bütünlemeye bırakıp, üstüne sınavdan ilk çıktım. Yaptığım saçma evet, ama o an arkadaşlarınızla anlaşınca size hiç saçma gelmiyor. :) Neyse şuraya mühendislikte okuduğumu ve not ortalamamın 2.60 olduğunu da bırakayım :)

-Dizi ve filmlerime ara vermeden yepyeni dizilere başladım. Bunlarla ilgili yazım da kısa zamanda gelecek..

-İnsanların en yakın dediklerinin bile ne kadar insana uzak olduğunu öğrendim. Aynı zaman da çıkar ilişkilerinin tavan yaptığını..

-Staj dönemimin bitmesini istemedim hiç fakat, yeni başlangıçlar yapabilmek için bazen bazı şeylerin bitmesi gerektiğini öğrendim..

-Farklı insanlarla tanıştım. Yeni kişilikler tanıdım..

-Cilt bakım ürünlerine ara verdim. Makyajı neredeyse yüzüme hiç sürmedim. Cildimi dinlendirdim..

-Bazen o kadar bunaldım ki, her şey batmaya başladı. Hiçbir şeyi, kimseyi istemedim. Sonra bu böyle olmaz diyerek kendi kendimi düzelttim. Hatalarımı fark ettim kendimi eğittim...

-Yeni bir iş yeni bir hayat diyerek çalışma arkadaşları aradım.. Güzel bir ekip kurdum...

-En son olarak da, bloğumun benim bir parçam olduğunu yeni bir tasarım ve yeni bir içerik düzenlemesi yapmam gerektiğine karar verdim!!! YENİ BİR BENLE YENİ BİR BAŞLANGIÇLARA !!! :)


Neutrogena Visibly Clear Yağsız Nemlendirici



Herkese yeniden selamlar !

Son bir kaç haftadır bloguma yazı girip sizlerle ürünleri inceleyemedim. Ben de sizin gibi bu durumdan rahatsız olup, yoğunluğuma rağmen yazılarıma geri dönmeye karar verdim. 

Bugün sizlere anlatacağım ürün ise nemlendirici özelliğinin olması yanında aynı zaman da, bir makyaj bazı olarak rahatça kullanabileceğiniz-problemli ciltler için, evet bir makyaj bazı!- Neutrogena'nın Yağsız Nemlendiricisi.



Ben bu ürünle Sevgililer Günü indirimin de Migros'tan %50 indirimde 4.50 lira gibi  bir fiyata almıştım. Geçen seneden beri almak istediğim bu ürünü uygun fiyata görünce de kaçırmak istemedim. 

Genel olarak incelersek ben bu ürünü Smashbox Photo Finish Primer'na çok benzetiyorum, dış görünüş olarak. İnce ve kibar yapısıyla her yere rahatça taşıyabileceğiniz bir ürün olmuş. Çevirmeli kapağı açarak, tüpün ucuna baktığımız da ise, çok miktar ürün gelmesini engelleyecek şekilde tasarlanması ile beni kendine ayrı hayran bıraktı. Asıl sizlerinde merak ettiği konuya gelirsek, kokusunun nasıl ve neye benzediği... 
Benim normal de kokuya hassasiyetim pek fazla olmasa da -dudak ürünleri hariç- az da olan koku hassasiyetime göre bu ürün adeta, ilaç gibi kokuyor. Daha doğrusu hafif parfümlü ilaç kokusu gibi. Üzerinde sivilce izlerini giderdiğini, kızarıklıkları aldığını yazması ile neden ilaç gibi koktuğunu da bize kanıtlamış oldu. Bu yüzden Neutrogena ürünlerini çok seviyorum. Sanki bol parfümlü şeyler sürünce yüzümün ph ını yapısını bozacakmış hissiyatına kapılıyorum. Fakat bu durumu Neutrogena da görmediğim için oldukça memnunum.


Diğer bir konu ise işe yarayıp yaramaması. Hemen sizlere şöyle anlatayım; benim cildim normal-karma arası. Yağlı nemlendiriciler sürdüğüm zaman sivilce yapıyor. Bu ürün ise yağsız olması özellği ile, hemen cildime yapışıp saniyeler içinde emiliyor. Kaygan yada yağlı bir his bırakmıyor kesinlikle. Ben makyaj yapmadan önce hemen sürüyorum. Tüm cildime yedirirken hemen emip, cildim makyaja hazır oluyor. Hemde nemlendiricinin emilmesi için ekstradan bir zaman harcamıyorum. 
Asıl size bahsetmek istediğim olay ise sol yanağım da oldukça fazla olan sivilce lekelerini ise düzenli bir 3 haftanın sonunda izlerinin açıldığını, bazılarını yok ettiğine şahit oldum !
Aynı zamanda cildimin tüm gün nemli olması -yumuşacık- ve daha canlı durması ile üzerindeki vaatleri adeta yerine getirdi. Küçük ve uygun fiyatlı bir ürünün bu kadar işlevi olacağını hiç düşünmezdim.


Yazı başında sizlere Smashbox'a benzettiğimi söylemiştim değil mi ? 
Evet bu ürün, aynı zamanda baz olarak da çok rahat kullanılıyor. Öyle ki, BB krem kullanmadığım zamanlar bile makyajı cildime sabitliyor. 
Sabah sürüp ertesi gün tekrar sabah kullanana kadar cildiniz yumuşacık kalıyor. 
Bir çok özelliği olan bu ürün ile kısa sürede umarım, sizler de tanışabilirsiniz. 
Sevgiler...

Not: BU HAFTA YAZMAYI PLANLADIĞIM BİRÇOK YAZIYI HAFTAYA ERTELEDİM. ANKARA DA YAŞANAN OLAYDA HAYATINI KAYBEDENLERE ALLAH'TAN RAHMET YAKINLARINA BAŞSAĞLIĞI VE YARALI OLANLARA ALLAH'TAN ŞİFA DİLİYORUM(UZ).